Episode Details
Back to Episodes
Büyük Günaha Giren Dinden Çıkar Mı? | Said Şaşmaz
Published 9 months ago
Description
Facebook▶️ https://www.facebook.com/hisarkapisi/
YouTube ▶️ https://www.youtube.com/c/HisarKapısı
Instagram▶️ https://instagram.com/hisarkapisi?igs...
Twitter ▶️ https://twitter.com/hisarkapisi
Bize Ulaşın;
0536 566 40 90
0507 076 69 56
Davası İçin Kendini Unutan Adam | Ünal Amca Belgeseli
➡️https://youtu.be/riRS-EJTK_U
Müebbetlik Seri Katilden Ağlatan İtiraf | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/Wg2h6zxT7lc
Bu Ramazan Beklenen Büyük Kıyamet Alameti | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/FxGRsD2TgbE
Uyuşturucu Bağımlısından Ağlatan İtiraf | Fatih Budak
➡️https://youtu.be/C7rsWqLpUu0
BU VİDEOYU İZLEYEN NAMAZI BIRAKAMIYOR!
➡️https://youtu.be/emjF9YZAe8Umyıpmaım
----------------------------
Okunan Bölüm: Lem'alar
İkinci şık ki, "Günah-ı kebireyi işleyen nasıl mü'min kalabilir?" diye suallerine cevap ise:
Evvelâ, sabık işaretlerde onların hatası kat'î bir surette anlaşılmıştır ki, tekrara hâcet kalmamıştır. Saniyen, nefs-i insaniye, muaccel ve hazır bir dirhem lezzeti, müeccel, gaip bir batman lezzete tercih ettiği gibi, hazır bir tokat korkusundan, ileride bir sene azaptan daha ziyade çekinir.
Hem insanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı ileride gayet büyük bir mükâfâta tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azâb-ı müeccelden ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor, belki inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlûp oluyorlar. Şu halde, kebâiri işlemek imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlûbiyetinden ileri gelir.
Hem sabık işaretlerde anlaşıldığı gibi, fenalık ve hevesat yolu, tahribat olduğu için, gayet kolaydır. Şeytan-ı ins ve cinnî, çabuk insanları o yola sevk ediyor. Gayet câ-yı hayret bir haldir ki, âlem-i bekànın—nass-ı hadisle—sinek kanadı kadar bir nuru, ebedî olduğu için, bir insanın müddet-i ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil geldiği halde,1 bazı bîçare insanlar, bir sinek kanadı kadar bu fâni dünyanın lezzetini, o bâki âlemin bu fâni dünyasına değer lezzetlerine tercih edip şeytanın arkasında gider.
İşte bu sırlar içindir ki, Kur'ân-ı Hakîm, mü'minleri pek çok tekrar ve ısrar ile, tehdit ve teşvik ile, günahtan zecir ve hayra sevk ediyor.
Bir zaman Kur'ân-ı Hakîmin bu tekrar ile şiddetli irşâdâtı bana bu fikri verdi ki, bu kadar mütemâdi ihtarlar ve ikazlar, mü'min insanları sebatsız ve hakikatsiz gösteriyorlar. İnsanın şerefine yakışmayacak bir vaziyet veriyorlar. Çünkü, bir memur, âmirinden aldığı birtek emri itaatine kâfi iken, aynı emri on defa söylese, o memur cidden gücenecek. "Beni ittiham ediyorsun; ben hain değilim" der. Halbuki, en hâlis mü'minlere Kur'ân-ı Hakîm musırrâne, mükerrer emrediyor.
YouTube ▶️ https://www.youtube.com/c/HisarKapısı
Instagram▶️ https://instagram.com/hisarkapisi?igs...
Twitter ▶️ https://twitter.com/hisarkapisi
Bize Ulaşın;
0536 566 40 90
0507 076 69 56
Davası İçin Kendini Unutan Adam | Ünal Amca Belgeseli
➡️https://youtu.be/riRS-EJTK_U
Müebbetlik Seri Katilden Ağlatan İtiraf | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/Wg2h6zxT7lc
Bu Ramazan Beklenen Büyük Kıyamet Alameti | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/FxGRsD2TgbE
Uyuşturucu Bağımlısından Ağlatan İtiraf | Fatih Budak
➡️https://youtu.be/C7rsWqLpUu0
BU VİDEOYU İZLEYEN NAMAZI BIRAKAMIYOR!
➡️https://youtu.be/emjF9YZAe8Umyıpmaım
----------------------------
Okunan Bölüm: Lem'alar
İkinci şık ki, "Günah-ı kebireyi işleyen nasıl mü'min kalabilir?" diye suallerine cevap ise:
Evvelâ, sabık işaretlerde onların hatası kat'î bir surette anlaşılmıştır ki, tekrara hâcet kalmamıştır. Saniyen, nefs-i insaniye, muaccel ve hazır bir dirhem lezzeti, müeccel, gaip bir batman lezzete tercih ettiği gibi, hazır bir tokat korkusundan, ileride bir sene azaptan daha ziyade çekinir.
Hem insanda hissiyat galip olsa, aklın muhakemesini dinlemez. Heves ve vehmi hükmedip, en az ve ehemmiyetsiz bir lezzet-i hazırayı ileride gayet büyük bir mükâfâta tercih eder. Ve az bir hazır sıkıntıdan, ileride büyük bir azâb-ı müeccelden ziyade çekinir. Çünkü tevehhüm ve heves ve his, ileriyi görmüyor, belki inkâr ediyorlar. Nefis dahi yardım etse, mahall-i iman olan kalb ve akıl susarlar, mağlûp oluyorlar. Şu halde, kebâiri işlemek imansızlıktan gelmiyor, belki his ve hevesin ve vehmin galebesiyle akıl ve kalbin mağlûbiyetinden ileri gelir.
Hem sabık işaretlerde anlaşıldığı gibi, fenalık ve hevesat yolu, tahribat olduğu için, gayet kolaydır. Şeytan-ı ins ve cinnî, çabuk insanları o yola sevk ediyor. Gayet câ-yı hayret bir haldir ki, âlem-i bekànın—nass-ı hadisle—sinek kanadı kadar bir nuru, ebedî olduğu için, bir insanın müddet-i ömründe dünyadan aldığı lezzet ve nimete mukabil geldiği halde,1 bazı bîçare insanlar, bir sinek kanadı kadar bu fâni dünyanın lezzetini, o bâki âlemin bu fâni dünyasına değer lezzetlerine tercih edip şeytanın arkasında gider.
İşte bu sırlar içindir ki, Kur'ân-ı Hakîm, mü'minleri pek çok tekrar ve ısrar ile, tehdit ve teşvik ile, günahtan zecir ve hayra sevk ediyor.
Bir zaman Kur'ân-ı Hakîmin bu tekrar ile şiddetli irşâdâtı bana bu fikri verdi ki, bu kadar mütemâdi ihtarlar ve ikazlar, mü'min insanları sebatsız ve hakikatsiz gösteriyorlar. İnsanın şerefine yakışmayacak bir vaziyet veriyorlar. Çünkü, bir memur, âmirinden aldığı birtek emri itaatine kâfi iken, aynı emri on defa söylese, o memur cidden gücenecek. "Beni ittiham ediyorsun; ben hain değilim" der. Halbuki, en hâlis mü'minlere Kur'ân-ı Hakîm musırrâne, mükerrer emrediyor.