Episode Details

Back to Episodes
Hayatın Hakkını Vermek (Psikolojinizi Düzeltecek) | Said Şaşmaz

Hayatın Hakkını Vermek (Psikolojinizi Düzeltecek) | Said Şaşmaz

Published 1 year ago
Description
Diğer sosyal medya hesaplarımızdan da bizi takip edebilirsiniz.

Facebook▶️ https://www.facebook.com/hisarkapisi/
YouTube ▶️ https://www.youtube.com/c/HisarKapısı
Instagram▶️ https://instagram.com/hisarkapisi?igs...
Twitter ▶️ https://twitter.com/hisarkapisi

Bize Ulaşın;

0536 566 40 90

0507 076 69 56

Davası İçin Kendini Unutan Adam | Ünal Amca Belgeseli
➡️https://youtu.be/riRS-EJTK_U

Müebbetlik Seri Katilden Ağlatan İtiraf | Said Şaşmaz
➡️https://youtu.be/Wg2h6zxT7lc

SENİ GÜNAHLARA ÇAĞIRANLARA DE Kİ !
➡️https://youtu.be/GDRRSBwKYfw

Uyuşturucu Bağımlısından Ağlatan İtiraf | Fatih Budak
➡️https://youtu.be/C7rsWqLpUu0

BU VİDEOYU İZLEYEN NAMAZI BIRAKAMIYOR!
➡️https://youtu.be/emjF9YZAe8Umyıpmaım
--------------------------------------------------
Okunan Bölüm:
Lem'alar/ Otuzuncu Lem'a

İşte, hayatın bu mezkûr yirmi dokuz ehemmiyetli ve kıymettar hassalarını ve ulvî ve umumî vazifelerini nazara al. Sonra bak, Muhyî isminin arkasında ism-i Hayyın azametini gör. Ve hayatın bu azametli hassaları ve meyveleri noktasından, ism-i Hayy nasıl bir İsm-i Âzam olduğunu bil.

Hem anla ki, bu hayat madem kâinatın en büyük neticesi ve en azametli gayesi ve en kıymettar meyvesidir; elbette bu hayatın dahi kâinat kadar büyük bir gayesi, azametli bir neticesi bulunmak gerektir. Çünkü ağacın neticesi meyve olduğu gibi, meyvenin de çekirdeği vasıtasıyla neticesi, gelecek bir ağaçtır. Evet, bu hayatın gayesi ve neticesi hayat-ı ebediye olduğu gibi, bir meyvesi de, hayatı veren Zât-ı Hayy ve Muhyîye karşı şükür ve ibadet ve hamd ve muhabbettir ki, bu şükür ve muhabbet ve hamd ve ibadet ise, hayatın meyvesi olduğu gibi, kâinatın gayesidir.

Ve bundan anla ki, bu hayatın gayesini "rahatça yaşamak ve gafletli lezzetlenmek ve heveskârâne nimetlenmektir" diyenler, gayet çirkin bir cehaletle, münkirâne, belki de kâfirâne, bu pek çok kıymettar olan hayat nimetini ve şuur hediyesini ve akıl ihsanını istihfaf ve tahkir edip dehşetli bir küfran-ı nimet ederler.
----------------------------------------
Sözler / Yirmi Üçüncü Söz

Şu hakikati, bir vakıa-i hayaliyede şöyle bir temsilde gördüm ki: Ben büyük bir şehre giriyorum. Baktım ki, o şehirde büyük saraylar var. Bazı sarayların kapısına bakıyorum; gayet şenlik, parlak bir tiyatro gibi nazar-ı dikkati celb eder, herkesi eğlendirir bir cazibedarlık vardı. Dikkat ettim ki, o sarayın efendisi kapıya gelmiş, itle oynuyor ve oynamasına yardım ediyor. Hanımlar yabanî gençlerle tatlı sohbetler ediyorlar. Yetişmiş kızlar dahi çocukların oynamasını tanzim ediyorlar. Kapıcı da onlara kumandanlık eder gibi bir aktör tavrını almış. O vakit anladım ki, o koca sarayın içerisi bom boş, hep nazik vazifeler muattal kalmış, ahlâkları sukut etmiş ki, kapıda bu sureti almışlardır.

Sonra geçtim, bir büyük saraya daha rast geldim. Gördüm ki, kapıda uzanmış vefadar bir it ve kaba, sert, sakin bir kapıcı ve sönük bir vaziyet vardı. Merak ettim, niçin o öyle, bu böyle? İçeriye girdim. Baktım ki, içerisi çok şenlik. Daire daire üstünde, ayrı ayrı nazik vazifelerle saray ehli meşguldürler. Birinci dairedeki adamlar, sarayın idaresini, tedbirini görüyorlar. Üstündeki dairede kızlar, çocuklar ders okuyorlar. Daha üstünde hanımlar, gayet lâtif san'atlar, güzel nakışlarla iştigal ediyorlar. En yukarıda efendi,
Listen Now

Love PodBriefly?

If you like Podbriefly.com, please consider donating to support the ongoing development.

Support Us